Kötülük Kötüdür Peki ya İyilik

Kötülük Kötüdür Peki ya İyilik Bu çağı tek bir cümleyle anlatmak gerekseydi, “iyi insanların yıkımı” demek yeterli olurdu.


Kötülük Kötüdür Peki ya İyilik

Bu çağı tek bir cümleyle anlatmak gerekseydi, “iyi insanların yıkımı” demek yeterli olurdu. Zannetmeyin ki iyilik, sadece kendi anlamını yitirmiş bir eylem olarak kalmış. O aynı zamanda bir suçlanma, bir zayıflık, hatta iyi olan insanın alay konusu olma sebebi.Günümüz dünyasında insan, iyi bir şey yaptığında, “keriz” muamelesi görüyor. Daha geniş yelpazede ise ayıplanıyor. İyilik, artık masum bir eylem değil, aynı zamanda savunulması gereken bir iddia. Kötülere yaptığı eylemin bir karşılığı olmadığını ispat etmesi gereken bir çaba… Ah ne yazık!

İnsan kendini teselli etmeye çalışıyor. Şöyle düşünmeye başlıyor, “Benim iyi olmamın nedeni karşımdakinin ne düşündüğüne göre şekillenmiyor. Allah emrediyor diye, ben istiyorum diye yapıyorum. Bu benim kendi kişiliğimin bir yansımasıdır.” Güzel bir cümle, değil mi? Argüman olarak güçlü de. Fakat gün geçtikçe, bu itici cümlenin ateşi sönüyor. Yani insan, bir iyilik yaparken alkış beklemese bile, en azından kötülükle karşılaşmamayı umuyor aslında. Daha güvenli ve samimi bir gelecek için… Daha içten ve tutarlı bir toplum için… Daha anlaşılır ve anlamlı bir dünya için… Daha, daha, daha! Bu minimum beklenti çok mu fazla? Görünen o ki evet. Dahalar şöyle gerçekleşiyor. Daha güvensiz ve sinsi… Daha hesaplı ve tutarsız… Daha da çamura saplanmış bir toplum… Daha daha daha! Zira yıkım her yerde. Batman’in Gotham’ı artık hayali bir şehir değil. Tüm dünya Gotham olmuş vaziyette. Ve neredeyse her zerresiyle. Oysa Gothom’da kötülere karşı savaşan ne bir Batman var ne de onun imkânlarına sahip iyi bir yürek.

İtiraf edeyim benim inancım bulanıklaşmıyor. Aksine inancıma gün geçtikçe daha sıkı bağlandığımı hissediyorum. Belki, ama insana olan inancım zedeleniyor. İnsan, iyidir. İyi insan, iyidir. Sırtında un çuvalıyla ev ev dolaşan Ömer’i hatırla. Şimdi ise Noel Baba’yı bile arar olduk. O da yok. Ne sokakta var ne ekranda. Filmlerde bile artık iyilik “saf” değil. Kötülük ise zeki, çalışkan ve terbiyeci olarak gösteriliyor. Sistem, insanın izzeti nefsine, canına ve malına kast edenlerin sığınağına dönüşmüş durumda. Af kanunları, toplumun temeline kibrit suyu dökenleri besliyor. Ölüm sıradan bir olay. Çocuklar evlerine güvenle dönemiyor.

Burada durup düşünmek gerekiyor. Eğer işlenen bir suç cezasız kalacaksa, güç sahibi olmak isteyen kötülük yapmaktan neden vazgeçsin? Caydırıcılığın ortadan kalktığı pasifleşmiş kitlede ahlâk, sadece iyi niyetlilerin sırtına yüklenmiş ağır bir yük olur. İslam’ın halkın yararını gözettiği, çatışmanın olmayacağı, erdemli kişilerin haksızlığa uğramayacağı! Bugünün dünyasının “çok ağır” diye dillendirdiği cezalarını arar hale gelmediniz mi? Mizacı karanlık olan, ancak caydırıcı bir hüküm varsa kontrol altında tutulabilir. Bu kesin bir hakikattir. Demek ki insan, polisten korktuğu için suç işlemezse, vatandaş da kendini güvende hissedebiliyormuş.

Hani “insan korktuğu için değil, bilinçli olduğu için suç işlemez” denirdi ya…

İşte korkunun ortadan kalktığında neye dönüştüğünü, bugün hep birlikte görüyoruz değil mi? “Korkuyu ondan korkanlar için kullanmak,” şart.

 Aksi hâlde kötülük, kendini ahlâklı sanan insanların vicdan boşluğunda büyütüyor.

Bugün hırsız, gasp ettiği kişiden önce dışarı çıkmıyor mu? Polis, aynı iğrenç kişiyi aynı sokakta, aynı fiille defalarca hâkimin karşısına çıkarmıyor mu? Sonrasında polisin yüzünde topluma karşı mahcubiyet, suçlunun yüzünde ise arsızca meydan okuma! “Sen beni yakalasan da sistem benim arkamı kolluyor.” Yöneticilerin asli vazifesinin ne olduğu ise bulanık, çamurlu bir su. Belki de amaçları tam olarak bu karmaşaya halkı sürüklemek. ,Demek ki düzen, düzensizlikten besleniyor.

Ve korku… Her an, her yerde. Trafikte, sokakta, iş yerinde. Kapalı kapılar ardında, köprü altında, yaya geçidinde. Okulda, adliyede, güvenlikli denilen evin salonunda, odasında, koridorunda! Dağda, bayırda, tatilde. Nerede olursak olalım, içimizde hep aynı endişe. Güvende miyim? Ağa babaların zırhlı araçlarla, korumalarla dolaştığını unutmayalım. Bu asla sebepsiz değil. Halk! Biz kendi halimize terk edilmişiz, yalnızız.

Bir sonraki cümlede kullanacağım ifade yüreğimi yakacak ama yine de dile getireceğim. Sözüm ona islam narası atanlar, pudra şekeriyle yakalanıyor. Bence hiç komik değil. Aksine çok incitici. Kardeşlik vaazı veren, komşusu aç iken tok yatan… Diyen imam, evine fakiri davet etmiyor. Yani gven ortamı diye duyduğumuz kavramın ne anlama geldiğini, bu güvensizlik ortamı içinde öğreniyoruz.

Emekliler, asgari ücretliler, bakıma muhtaç olanlar… Çok zayıflar, çok kilolular. Yaşanamayan yaşamlar. Isınmayan evler. Okulu bırakan çocuklar. En iyi üniversitelerden dereceyle mezun olup işsiz kalanlar. İyi bir bölüm kazanıp kayıt bile yaptıramayanlar. İntiharlar. Çocuğuna harçlık veremeyenler. Bedenini… Bu düşünceler içerisinde hayat, her gün daha da ağırlaşıyor. 

Sabah programları ise ayrı bir felaket. İsmini vermek istemediğim o sarışınlar, kumrallar… Bu düzenin neresindeler, bakmak gerek. Bunlar bizi bataklığa sürükleyenler arasındalar! Eğer kötü ceza almayacaksa, biz de mi aynı yolu izleyelim? Düşene bir tekme, ağlayana bir tokat, düşküne eziyet… Yetimin ahı, öksüzün vebali, evsizin beklentisini…

Bir zamanların “mücahitleri müteahhit oldu” denildiğinde kızardım. Meğer eksikmiş bu söylem. Beni iyi olmaya davet eden, arkamdan iş çeviriyor. 

Gazze’yi sürekli gündemine alıyorsun. Peki etrafına bakıyor musun? Hemen yanındaki düşkünü görmezden gelmenin en kestirme yolu, uzaktakini savunuyormuş gibi yapmaktır. Bu da bir tür ahlâk gösterisi, içi boş bir erdem tiyatrosu.

İslam’ın suçlara ve suçlulara karşı öngördüğü, verdiği ve vereceği her şeyi savunuyorum. Caydırıcılığı olmayan merhamet, zulmün ortağıdır. Sağ yanağa tokat atan, sağ yanağında tokadı hissetmelidir. Çünkü iyilik, kendini koruyamadığı yerde yok olur.

  • İlişkili Olduğu Yazılar

    İnancın Plasebo Etkisi

    İnancın Plasebo Etkisi Evet! İnsan! İnsan hastalanır. İlkin insanın kalbi hastalanır sonrasında bedeni. İnancın Plasebo Etkisi Evet! İnsan! İnsan hastalanır. İlkin insanın kalbi hastalanır sonrasında bedeni. Demek ki öksürüğün, göğüs…

    Oku

    Sessizliğin Putunu Kırmak

    Şimdi Konuş

    Oku

    Okuyucu Yorumları (1)

    İnancın Plasebo Etkisi Şubat 5, 2026 saat 8:29 pm

    […] sonuç verebiliyor. Zihnimizde canlandırdığımız çareler plasebo olarak yanımızda veya necebo olarak karşımıza dikiliyor. Bu kadim durumun hakikatin sadece modern bir adlandırmasından […]

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir