karartılmış, siz kanatılmış sözcükler
neden insan denen mahlukun kalemine kaldı hüneriniz
Kanatılmış Harfler
Sözcüklerin cevheri yitirdiği meydanı bilen var mı
var mı dilin ucunda kaskatı kesilmiş cümlenin huzursuzluğunu bilen
kanatılmış harflerin so düşüşünden haberdar olan var mı
ah!
karartılmış, siz kanatılmış sözcükler
neden insan denen mahlukun kalemine kaldı hüneriniz
nedir eski ustalardan kaçıp acemilere sığınan haliniz
niyedir bu şekilde böğrümü delip geçişiniz
eski ustalardan rivayet getirsin şimdinin yetmeleri
anlatsınlar neşemize coşku katacak hecelerin neden yok olduğunu
ve gönlümüze sürur olacak güzide sarhoşluğun yitimini

oysa
böğrümüzü delip geçmeye devam edecekler
gösterişli ifadelerle hayalimizi bin parçaya bölüp
yem edecekler
söz verip yol ayrımında havadis getirecek kişi
kekemeyiz diye mi yolun ortasında döndü
çolpaya meydan verip bizi terk edip gitti
her parçada, her işarette, her haykırışta, her sayfada
beceriksizliğin beynimizi kemirdiği her yerde
hakikat tatlı bir imgeyle kurtarmayacak mıydı
yüreğe dokunduğunda umut olacak
çılgınlar çağında göğe eriştirecek
yoksa sahici değil miydi bunlar
söyleyin, ni’çin dağın yüreğinde saklanan
o kutlu, o ulu müjdeyi göremiyoruz
kelimeler, ah sizler
yeşerten ırmak
çatlamış sinelere hayat veren kaynak
gök çığlığı, ilahi hüküm, mitolojik kuş
siz değil miydiniz
sihirli dillerden döküldüğünüz vakit
büyünüzle yıkanırdı zambaklar, güller ve menekşeler
işte yine sizler
kokunuz duyuluyor ta uzaklardan
ama hani nerdesiniz
nereye gittiniz yine
siz, gönül mezarlığının diri çiçekleri
siz, kainat ışığının dev cüceleri
siz, kahramanlık destanının sonsuz hikâyeleri
günlük konuşmalar beyhude
madem ölüm hak
umutlu tınınız tebessüm ettirsin artık
fısıltı gök, şimşek gök, yıldırım gök
harfler hakikati haykırdığında
hayat üfleyen sözcük gök
haydi şimdi tam sırası
muştu bekleyen kederi sevindirin artık
beklememeli ve bir bir, bir araya gelmeliydiniz
süssüz, samimi, yüce, anlaşılır
aydınlığınızı örten geceyi parçalayacak
ışıkla her şeyi aydınlatacak kadar içten
olmalıydınız
karartılmış, kanatılmış sözcükler
onları kandan, karaltıdan kurtarıp
dinleyelim artık
yorgun argın bile olsak duyalım asude seslerini
rüzgar şakaklarımızı okşayıp eserken
perde ile kapatılmış kulaklarımızı canla açalım
çünkü kurşun gibi ağırlaşmış belleğimizden ahenkli notalar raks edecek bir gün
***


dolu dizgin içimizden aksın sözcükler
bak güneş batıyor, gün tükeniyor
soldukça soluyor güz yaprakları
bak eridikçe eriyor mum gibi
ömrümüz
harfleri, sözcükleri, cümleleri, kitapları başka türlü yazamaz mıydık
sahi ni’çin hep içim acıyor
sizleri yüceltemedim diye mi
ah kelimelerim ifade etmeye yetse
övmeye gücüm yetse
mısraların altın çağı başlasa
ah siz en ehemmiyetliler
yazdık, çizdik en olunmaz şekillerle
katlettik sizleri
kayboldu derinliğiniz
şimdi şüpheli sorular çökerken ayın şavkına
bir görünür bir kaybolursunuz
hani, nerdesiniz
nerde kaldınız
şüpheli sorular yankılanır kaf dağından
sözcüklerin cevheri yitirdiği er meydanından
ben uyurken cellat hep boyun vurdu
işte bize hezimet şanlı sözcükler yok oldu








Okuyucu Yorumları (0)